Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, erken seçim tartışmalarıyla ilgili yeni değerlendirmelerde bulundu. CNN Türk’te canlı yayına katılan Uçum, 16 Nisan 2028 tarihine dikkat çekti. "16 NİSAN 2028
TARİHİNİN SEMBOLİK BİR DEĞERİ VAR"
Uçum, şu ifadeleri kullandı: "16 Nisan 2028’de seçim yapılmasına karar verilmesi durumunda bu tarihin sembolik bir değer taşıyacağını söyledim. Bu nedenle yalnızca mart ya da nisan ayında yapılmasının büyük ölçüde kesinleştiğini ifade etmedim. Bu, spesifik bir tarihtir.
Seçimle ilgili konuya çok açık şekilde söyleyeyim; siyasi boyutu, hukuki boyutu ve karar boyutu olan bir meseledir. "ERDOĞAN'IN
BİR KEZ DAHA ADAY OLMASI TÜRKİYE'NİN LEHİNE BİR DURUM"
Siyasi açıdan bakıldığında Meclis iradesini kim oluşturuyor? Siyasi partiler. Seçimlerin normal tarihinden bir süre önce yapılmasına yönelik güçlü bir eğilim olduğunu görüyorsunuz.
İkinci ve en önemli nokta ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir kez daha aday olmasının Türkiye’nin yararına olduğunu savunuyoruz. Bunu 2024 Ekim ayından bu yana, en başından beri dile getiriyorum.
"ERKEN DEĞİL ÖNE ÇEKİLMİŞ SEÇİM"
Anayasadaki mevcut istisnai adaylık imkanından yararlanarak aday olması gerekiyor. Nihai kararı kendisi verir. Meclis seçimlerin yenilenmesine karar verirse görevdeki Cumhurbaşkanı son kez ve istisnai biçimde aday olabilir.
Seçimlerin olağan tarihi 7 Mayıs 2028’dir. Bu tarihi mart ya da nisan ayına çektiğimizde Cumhurbaşkanımız aday olabiliyor; bu erken seçim değil, öne alınmış seçimdir. Bunun için 360 oya ihtiyaç bulunuyor.
AK Parti, MHP ve CHP’nin son açıklamalarının ardından bu sayı 371 oya ulaşıyor. "500
MİLLETVEKİLİNİN DESTEK VERECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM" CHP
Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu açıklamasını yaptı. Cumhurbaşkanımızın adaylığını engelleyen bir siyaseti savunmak mümkün değil; 25 yıldır kendisini sandıkta yenmek istiyorlar. Burada Cumhurbaşkanı olmasından değil, aday olmasından söz ediyoruz.
Seçimlerin yenilenmesi kararı gündeme geldiğinde 500 milletvekilinin destek vereceğini düşünüyorum. Hayır demek, Erdoğan karşıtlığı anlamına gelir; kimse böyle bir zaafla hareket etmez. O zaman sandıkta yarışın.
Siyasi açıdan Cumhurbaşkanımızın adaylığı kesinleşmiş durumda, ancak hukuken Meclis’in karar alması gerekiyor.
"BU KARARI ALACAK OLAN MECLİS'TİR"
Mart ve nisan diyorum. Meclis uygulamalarında bir teamül de oluşur. Daha önce bunun örneği yaşandı.
Bu kararı verecek merci Meclis’tir. Meclis kararını alır ve seçimler, 60 günlük süreyi takip eden ilk pazar günü gerçekleştirilir. Ben 16 Nisan diyorum; bu tarih, başkanlık sistemine geçişin ve referandumun 11’inci yılıdır.
Meclis yarın karar alırsa seçimler, 60 günü izleyen ilk pazar günü yapılabilir. Ben bu Meclis’in yeni anayasa hazırlayacağına inanıyorum; nasıl Meclis’in yerine geçebilirim? Aksine, Terörsüz Türkiye sürecinde Meclis’in yaptıklarını olağanüstü buluyorum.
Bana konuşmamamı söyleyenlerin demokratlığını da tartışırım; bunu söyleyebilecek tek kişi Cumhurbaşkanımızdır. Benim kişisel bir ajandam yok, kişisel düşüncemi açıklamıyorum.
"İSTİSNAİ ADAYLIKLA TEKRAR CUMHURBAŞKANI OLABİLİR"
16 Nisan benim kişisel önerimdir; AK Partili arkadaşlarımız, Meclis’in yerine geçerek bu kararı benim verdiğimi düşünmez. Sonuçta karar Meclis’indir. Meclis’in, 7 Mayıs 2028 tarihinden önce herhangi bir tarihte seçimlerin yenilenmesine karar vermesi gerekiyor.
Bizdeki kurala göre Cumhurbaşkanı iki kez görev yapabilir; ancak istisnai adaylık yoluyla yeniden Cumhurbaşkanı olabilir. Bu, üçüncü ve son adaylık olur. İstisnai adaylık hakkı bir kez kullanılabilir.
360 milletvekili çoğunluğuna ihtiyaç var ve şu anda 592 sandalye bulunuyor. Ben siyasi partilerle anlaşma yapacak merci değilim; süreçleri değerlendiriyorum. Cumhurbaşkanlığı adaylığının önünü kesecek bir durumun ortaya çıkacağını mümkün görmüyorum.
360 psikolojik sınırı aşıldığında hiçbir partinin karşı çıkacağını düşünmüyorum; bu aynı zamanda kendi lehlerine olan bir durumdur. Bunun Türkiye demokrasisine katkısı önemlidir: Cumhurbaşkanı aday olur ve kaybeder. Buna ihtimal vermiyorum; ancak Türkiye demokrasisine katkı sağlamak istiyorlarsa buna karşı çıkmazlar.
Seçmen, özgüveni bulunmayan siyasi aktörlere prim vermez. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarıyla 360 milletvekili yönündeki psikolojik sınır aşılmış oldu; bu, demokratik siyasete katkıdır. Bizim toplumumuz Cumhurbaşkanını aday olarak görmek istiyor; büyük partilerin de bu yönde açıklamaları mevcut. Hukuki açıdan bu sürecin tamamlanması gerekiyor."
